MAZERET, YETERSİZLİĞİN İTİRAFIDIR

yalnız adam

Mazeret bir itiraftır. Başarısızlığa kılıf uydurmak isteyenler, önlerine çıkabilecek engelleri ve riskleri işe başlarken dikkate almadıklarını kendi ağızları ile kamuoyuna duyurmuş olur. Hem yetersiz olan hem de bu yetersizliğinin bilincinde olmayanlara da kimse güvenmez.
Mazeret üretiminin temelinde aşağıdaki kişisel zaaflar yatar:
Tembellik: Mazeret üretiminin en önemli nedeni ruh, beyin ve beden tembelliğidir. Tembelliğini çevresindekilerden saklamak isteyenler, çeşitli mazeretler uydurur.
Yalancılık: Bir işi yapmamak veya yaptığı hatanın üstünü örtmek için kullanılan mazeretler, kişiyi giderek gerçeklerden koparır. Çünkü mazeret bir tür yalandır. Başarısızlıkla sonuçlanmış bir işin, girişimin veya seçimin ardından, mazeretleri sıralayanlar ya kendilerini ya da başkalarını aldatır.
Karamsarlık: En tehlikeli mazeretler ise sosyal alanda üretilenlerdir. Toplumsal ve ekonomik hayatta başarısız olanlar, düşük performanslarını haklı çıkarmak için herkesin aynı durumda olduğu mazeretini ileri sürer. “Biz adam olmayız”, “Böyle gelmiş, böyle gider” ve “Eller yaya, biz yaya” türünden lafları eden kişi “Herkes kötüyse, ben iyi olmak için niye kendimi yorayım ki” diye düşünüp sorumluluğu üzerinden atar. Diğer insanları, toplumu ve ülkeyi olduğundan daha kötü gösteren karamsar kişi, kendi başarısızlık ve yetersizliğine bahane aramaktadır.
Korku: Hayatın getirdiği belirsizliklerden korkan kişiler hep kenara çekilir ve rutin işler dışında bir görev üstlenmek istemez. Bu korkusunu gizlemek isteyenlerin tek sığınağı da mazeretlerdir. Bu kişiler yapılmak istenen işin imkânsız olduğunu defalarca vurgulayarak çevresindekilerin de cesaretini kırar.
Dirençsizlik: “Başa çıkma” ve “üstesinden gelme” becerilerinden yoksun olanlar bir işe giriştiklerinde önlerine çıkan ilk engelde hemen teslim bayrağı çeker ve mazeretleri ardı ardına sıralamaya başlar.
Bilgisizlik: Kendisinin ve çalıştığı yerin sorunları hakkında çözüm üretemeyenlerin bir bölümü, işlerini yapmak için gerekli olan bilgi ve beceriye sahip değildir. Bilgisizliklerini örtmeyi amaçlayanlar, ister istemez mazeret üretme tuzağına düşer.
Toplumları, insanların geri kalmışlığa, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı ortak mücadelesi ayakta tutar ve geliştirir. Gönlünü ve zihnini mazeretlerle uyuşturanlar ise bu mücadeleden uzak durmak için yedeklerindeki yeni bahaneleri ortaya sürerler: “Ben tek başıma ne yapabilirim ki?”, “Faydası olacağını bilsem, her şeyi yapardım”,
“Kimi, kime şikâyet edeceksin ki?”, “Başım belaya girse beni kim kurtaracak?”, “Ne yaparsan yap, işe yaramaz” türü bahaneler, kitleleri sosyal ve siyasi mücadeleden uzak tutar. Sonuçta işler daha da kötüye gidince, mazeretler toplumun ruhunu felç edecek komplo teorilerine dönüşür.

YAZAR FARUK TÜRKOĞLU

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s